| Televizyon ve Felaket |
|
Her insanda olduğu gibi çocukta da belli bir düzenle çalışan düşünce sistemi mevcuttur. Bu düşünce sistemi dış etmenlerle şekillenir. Sistematik olmasını sağlayan etmenler içsel etmenlerden çok çevresel etmenlerdir. Ne yazık ki günümüzde çocuğun gelişimsel sürecine etki eden etmenler arasında televizyon birinci sırayı almaktadır. Televizyon çocuğun gelişimsel sürecinin her aşamasını olumsuz etkilemektedir. Her ne kadar olumlu etkileri söylense de olumsuz etkilerinin yanında olumlu özelliklerinin sözü bile edilemez. Keza olumlu etkileri yine televizyon da söylenmektedir. Çocuğun uzun süre televizyon karşısında kalması o çağda farklı uğraşlarla kas gelişimini sağlaması gereken çocuğu kısıtlamaktadır. Kaslarının zorlanması ve yorulması gereken çocuk televizyon karşısında saatlerce oturarak kaslarının gelişmesi için salgılanması gereken hormonlardan mahrum kalacaktır. Hatta durum o kadar vahimdir ki çocuk daha yaşını doldurmadan ve hatta omuriliği gelişmende televizyonun karşısında devrilmeden oturabilsin diye sağına soluna yastık konarak sıkıştırılır. Çocuk ilk adım atmaya başladığında da televizyona yönelmesi hiç de şaşırtıcı bir durum değildir. Düşünce sistemi televizyon nedeniyle kişisel ve sosyal olarak hafif düzeyde deformasyona uğramaktadır. Deformasyon az gibi gözükse de çocukluk yıllarında olduğu ve bunun üzerine yeni düşüncelerin inşa edileceği düşünülürse deformasyonun derecesi biraz daha önem kazanmaktadır. Çocuğun zihinsel yapısı canlandırma(imajinasyon) zihinsel potansiyeli yükselmektedir. Canlandırma çocuk da hayal yöntemiyle gerçekleşir. Çocuk bazen hayali arkadaşlar oluşturarak bazen de basit oyuncaklardan kendi oyun dünyasını oluşturarak hayal gücü yardımıyla zihin gelişimini sağlamaktadır. Televizyon ise son 4 senedir yayınlanan ve müptelası olduğu hayali dizilerle çocukların bu şekilde zihinsel kapasitelerini arttırmalarına engel olmuştur. Bu durum şuan ki çocuklarda görünür bir hasar bırakmamıştır. Tabi ki de kendisini camdan atan ve etrafta sihir yapmaya çalışan çocukları saymazsak. Fakat zihinsel kapasitenin gelişimi seneler içerisinde belirginleşecek bir durumdur. Bu durum sonucunda şuanda televizyonda kabahat bulunmamaktadır. Çocuklarda hayal gücünün zedelenmesi sorun değilmiş gibi gözükse de çocuğun gerçek hayata uyumu ancak hayal gücü ile gerçekleşmektedir. Bu durumda çocuk hayal ile gerçek hayata adapte olamayacak televizyondaki hayali programlarla hayal ile gerçek arasında ayrım yapmalarını engellemektedir. Bu durumda televizyon çocuğun zihin gelişimini tabiri caizse baltalamaktadır. Aileler ise çocuklarının sorun çıkarmaması gerekçesi ile 6 aydan itibaren reklamlarla başlayan televizyon bağımlılığını pekiştirmektedir. Televizyon çocuğun gelişimini her alanda olumsuz etkilemektedir. Aileler ise kendi çıkarları gerekçesiyle televizyon bağımlılığına önayak olmaktadır. Fakat çocuklarının atılgan ve girişimci olmaması gerekçesiyle psikologların kapısını aşındırmaktadır. Bilinmesi gerekense bu psikolojik bir sorun değil ailenin onayladığı ve teşvik ettiği bir yaşam tarzıdır. Televizyon bağımlılığına ortam hazırlamak gelişim gereğe değil gelişim kusurudur. Psk. Dan. Halil İbrahim YILDIZ |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
| Psikolojik Danışmanlık Merkezi |
| Hiperaktivite |
| Öğrenci Koçluğu |
| r8s3ecxtkf |